Memlekette Buz Vardı Da Biz Mi Hokey Oynamadık

Şimdi kabul edelim Amerika Kıtası’nda popüler olan spor dallarını ülkece pek anlamıyoruz. Beyzbol deseniz kale yok bir şey yok, kural bol hiç bize göre değil. Amerikan Futbolu denen topun yuvarlak bile olmadığı oyunu desen (ki Üniversitede çok çok kısa bir süre de olsa oynamışlığım var) kahvede bedava izletsen izleyecek adam bulamazsın. Buz Hokeyi ise belki biraz daha seri ve en azından kaleye gol atma üzerine olduğu için bizim ülke olarak sevdiğimiz spor dalına kıyısından köşesinden  benzeyen ve takım oyuncuları arasında yumruklaşmanın oyunun kuralları dahilinde olması aslında biraz pazarlaması yapılsa memleketçe sevilecek bir spor dalı olduğunu bana düşündürttü.

Hollywood’da da aslında hokey çok ilgi çekici bulunmuyor. Beyzbol ve Amerikan Futbolu hakkında tonla film varken hokey filmleri neredeyse yok denecek kadar az. İnternette en iyi 15 hokey filmi gibi listeler bulsam da Goon izlediğim ilk buz hokeyi filmi oldu. Ayrıca kabul etmeliyim ki Pazar Pazar  kısa süreli, çerezlik bir film izlemek istedim ve posterdeki ağzı yüzü kanlı adamlar ilgimi çekti. Tabii kadroda başrol olmasa da karizmasına hayran olduğum Liev Schreiber ‘ın  ve Sons of Anarchy adlı şahane motorsiklet çetesi dizisinden tanıdığım ve aslında çok da ünlü hiçbir zaman olmasa da Kim Coates  filmi izlemeye başlama nedenim oldu. 

Film kalburüstü ailesinde bir yer edinememiş takdir görmemiş ve bar fedailiği yapan Doug Glatt (Seann William Scott) ‘ın yaşanan birçok raslantı sonucu başarılı bir hokey oyuncu olmasının hikayesini anlatıyor.  

Filmin sevdiğim yönleri müzikleri, arada he he diye kısa kahkahacıklar attıran birkaç komik esprisi, fena olmayan dövüş sahneleri ve yürüyen karizma Liev Schreiber ‘ın tüm sahneleri oldu. Malesef filmin eksi yönleri ise haneye büyük bir eksi yazdıran ve aslında American Pie’daki Stiffler rolü Seann William Scott‘ın üstüne yapıştı pek yeteneği de yok eleştirisini haklı çıkartan performansı, giriş, gelişme ve sonuç bölümleri arasındaki zayıf geçişler ve buram buram Amerika kokması oldu. Şimdi son dediğim ilk başta garip gelebilir ama karakterlerin tüm hareketleri sadece orta-sınıf Amerikalılara hitap ediyormuş hissi oldukça rahatsız ediciydi. Yani bir Hangover tüm dünyayı güldürdü ama bu olsa olsa Dallaslılar ile Torontolular’ı anca güldürebiliyor.

Hal böyle olunca bir film daha izlesek de olur izlemesek de listemize ekleniyor. IMDB’de verilen 6.8 puanın nedeni büyük ihtimalle fanatik hokey hayranları çok da bu puana aldanmamak gerekiyor.

 

Sevgiler,

EB

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir