Herkes Sakin Olsun Bu Bir Soygun Filmidir…

Selamlar!

Bugün en bana hitap eden özel filmlerden biri hakkında yazacağım. Quentin Tarantino benim için gerçekten özel bir yönetmen. Kimisi için filmlerinde gereksiz konuşma çok mevcut ancak o kadar çok detay mevcut ki kılı kırk yaranlar için adeta zevk şöleni olduğunu söyleyebilirim.

Bana kalsa tüm filmlerini tek tek buraya yazarım ancak sadece Tarantino sevenlerin değil tüm sinema camiasının neredeyse şaheser olduğuna hemfikir olduğu Ucuz Roman hakkında bir şeyler yazmak istedim.

Öncelikle nedir Pulp Fiction? Özetle edebi değeri pek olmayan karakterlerin de ahlaki olarak çok ahım şahım olmadığı hikayelere verilen genel ad. Hal böyle olunca adını alan filmin karakterleri de çok da gerçek hayatta etkileşimde olmak istemediğiniz karakterler oluyor. Çok spoiler vermek istemem ancak birkaç karakterden bahsedersem ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız: Patronları için adam vuran tetikçiler, karı koca soyguncular, para için maçı hile ile vermesi gereken boksörler, mesleği cesetten kurtulmak olan profesyoneller ve daha niceleri. Çok spoiler de vermek istemiyorum o yüzden pek renk vermedim film hakkında ancak Bruce Willis, Samuel L Jackson, John Travolta, Christopher Walken, Uma Thurman, Harvey Keitel, Tim Roth ve Ving Rhames gibi kalbur üstü oyuncuların performansta zirve yaparak can verdiği bu kadar çok karakterin yolu Tarantino’nun ilmek ilmek ördüğü senaryo ile öyle güzel kesişiyor ki 154 dakikalık film nasıl geçti anlaşılmıyor bile.

1990lar sinema endüstrisinin iyi film bakımından zirve yaptığı dönemdi. Pulp Fiction da bu dönemin resmen neferlerinden bir tanesi. Filmin ortaya çıkmasının 25. yılında mutlaka izlenmediyse izlenmesi gereken bir film olduğunu belirterek huzurunuzdan çekiliyorum.

Sevgiler,

EB

And I Will Always Love You Bebeğim…

 

Yaşı büyük olanlar  için yukarıdaki poster çok tanıdık gelebilir. Nedeni için buyurun aşağıdaki postere;

 

 

Posterlerin benzerliği sizi yanıltmasın, karşımızda cıvık bir parodi filmi ya da muç muç romantizmin olduğu duygusal bir film yok. Aksine tam bir türlü var, aksiyonun, komedinin hafif bir duygusallığın olduğu bir film.

Bir yerlerde tüm sinema dünyası incelendiğinde temelde 7 ya da 8 konunun bulunduğunu okumuştum. İşte bu filmde birbiri ile zıt iki karakterin mecburi seyahatlerinde başına geçenleri anlatmakta.

Bu konuyu kısaca özetlersek dünyanın en iyi korumalarından Michael Bryce (Ryan Reynolds, İnsan Hakları Mahkemesinde eski bir Sovyet ülkesinin diktatörü aleyhinde tanıklık yapmak için hapishanede bulunan dünyanın sayılı kiralık katillerinden biri olan Darius Kincaid’i (Samuel L. Jackson)  mahkemeye zamanında yetiştirmek için farklılıklarını bir kenara bırakıp peşlerindeki bir sürü it kopuk belalı adamla mücadele etmek durumundadırlar. Bunu yaparken tabii ki eski husumetler, kalp kırıklıkları, ahlak sorgulaması gibi konulara da girecekler.

 

Filmin kesinlikle çerezlik olduğunu belirtmeliyim ancak sözlerimi bitirmeden film izlenecekse kesinlikle Samuel L. Jackson ve ardından da Salma Hayek‘in Darius ve Sonia Kincaid karakterlerine hayat verişleri,  Darius ve Sonia Kincaid’in çarpık aşkları ve  Samuel L. Jackson‘ın “motherfucker” kelimesine getirdiğini edebi boyut için kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

 

Sevgiler,

EB