İrlanda’da Bir Çinli Ne Yapar?

 

Selamlar,

Aksiyon filmlerini sevdiğim iyi kötü anlaşılıyordur. CGI soslu bol efektli günümüz teknolojisi sayesinde aksiyon filmleri artık çok kolay çekilir oldu (parası olana tabii ki). Hal böyle olunca 1970ler, 1980ler ve 1990larda star olmuş Jean Claude Van Damme, Jet Li, Jackie Chan, Bruce Lee, Chuck Norris, Sylvester Stallone, Arnold Schwarzeneger gibi vücutları ile para kazanma devri yavaş yavaş bitti. Tabii şu anda da Jason Statham, Scott Adkins gibi uzak doğu sporlarında usta aktörlerin filmleri çekiliyor ancak salt yeteneklerini gösterdikleri hiçbir film hit olamıyor.

Bu saydığım kişilerin filmleri özellikle Show TV’de çocukken bol bol yayınlanırdı. Defalarca izlemiş olsam da bu B sınıfından hallice filmlere denk gelince oturur izlerdim. Ancak o zaman da Jackie Chan’den pek hazzetmezdim. İlk meşhur olmadan -1980ler diyelim- çektiği filmler karakter sahipliğinden uzak bir sürü Çinli’nin Kung Fu yaptığı anlamsız filmlerdi. 1990larda ise biraz da Chris Tucker ile oynadığı Rush Hour serisi ile birlikte Komedi-Aksiyon tadında  kung-fu ile slapstick komedi tarzını harmanlaymaya çalıştığı yeni stil maalesef beni hiçbir zaman çekmedi. İşte bu nedenle ne yalan söyleyeyim bu filme biraz ön yargıyla gittim izlemeye. Ancak karşımızda büyük çaplı bir sansasyon yaratmayacak olsa da bir süpriz yumurta tadında film çıktı.

Londra’da yaşayan 60lı yaşlardaki Quan kızıyla mütevazi bir hayat yaşamaktadır.  Bu yaşam bir gün kızının terör saldırısına kurban gitmesi ile alt üst olur.  Yetkililerin olayla pek ilgilenmediğini fark eden Quan intikimanı kendi almak için değişik yollara başvuracaktır.

Bir kere filmin yarısının İrlanda’da geçmesinden dolayı beni zaten ilk adımda tavladı. Filmin politik atmosferi, İngiltere-İrlanda-IRA arasındaki ilişkinin coğrafya farklı olsa da bizim yakın tarihimizde yaşanılan olaylarla benzerlik göstermesi ve bu ortamın karanlık havası, kimin elinin kimin cebinde olduğunun anlaşılmadığı bir gizemin havada asılı kalması ise diğer artıları. Pierce Brosnan filmde tam kötü olmasa da gri karakteri iyi bir şekilde canlandırmış. Jackie Chan ise diğer filmlerindeki gibi şebelek bir karakterden ziyade acılı baba rolü ile İngilizce’si dilinin döndüğünce güzel oynamış. Gerçek hayatta 63 yaşında olan Chan gene dublörsüz birçok sahnede şaşırtıyor. Hayır ben yarısını yapmaya kalksam bacaklarım ortadan cart diye ayrılır hastaneye en az iki kırık kaburga ile giderim. Bu yüzden performansı takdire  şayan.

 

Çok başım efektle patlama çatlama ile başım ağrımasın ama ağız tadı ile de biraz aksiyon izleyelim diyen herkes için uzun bir aradan sonra Jackie Chan’in en iyi filmlerinden biri diyebileceğim bu filmi tavsiye ederim.

 

Sevgiler,

EB

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir