Şu Ölümlü Dünyada Anı Yaşamak Gerek

 

Evet sevgili okurlarım, gerçekten bu aralar bir şeyler oldu. Yerli film üstüne yerli film tanıtıyorum. Sanırım 2018 yılı benim için ilklerin yılı oldu. Sinemada peş peşe izlediğim yerli film sayısı üçe çıkarak yerli film hat trick’ini yapmış bulunuyorum. Üçlemeyi sağlayan filmin konusuna bir bakalım beyazperde.com ne diyor:

Nesillerdir Haydarpaşa Garı’nda Anadolu Tat Lokantası’nı işleten Mermer Ailesi, 8 kişiden oluşan geniş bir ailedir. Kendi halinde, sade bir yaşamları olan bu insanlar dışarıdan oldukça sıradan bir hayat yaşamaktadır. Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Mermer ailesi nesilden nesile kiralık katildir ve dünya çapında etkin olan dev bir organizasyon için çalışmaktadır. Ancak organizasyonun kimi kurallarının ihmal edilmesiyle birlikte işler karışır ve ailenin kimliği açığa çıkar. Artık aile pılını pırtını toplayıp yola koyulmalı ve peşlerindeki dev örgütü atlatabilmelidir…

Başta Leyla ile Mecnun ile gönüllerimize taht kurmuş Ali Atay’ın ikinci yönetmenlik denemesi ile karşı karşıyayız. Güzel bir yol filmi olan Limonata ile yönetmenlik sınavını başarı ile vermiş olan Ali Atay ikinci denemesinde çok farklı bir alana girerek en azından cesaretinden dolayı şapka çıkarılmayı hak ediyor. Zira Ölümlü Dünya hem konusu hem de çekim tarzıyla aslında İngilizler’in başarılı olduğu Suç Komedisi janrını kültürümüze güzelce yansıtmış. Ahmet Mümtaz Taylan, Mehmet Özgür ve Alper Kul gibi usta oyuncularla, Özgür Emre Yıldırım, İrem Sak, Sarp Apak gibi genç oyuncuların enerjileri ekrandan çıkacak gibi hissettiriyor. Filmde bolca yaşanan çatışma sahneleri ise aslında Türk Filmlerinin yumuşak karnı olması gerekirken hiç sırıtmayarak bana artık bizim de güzel aksiyon filmlerimiz olabileceği umudunu yeniden aşıladı.

Filmin olumsuz diyebileceğim birkaç konusuna gelecek olursak… Filmin mizah seviyesi absürt komedi olduğu için baştan uyarayım kimine komik gelen şeyler birçok kişi için “ne dedi ki şimdi bu” tepkisini verdirecek. Aslında yerinde ve zamanında küfüre hiç karşı değilim ama birkaç yerde gereksiz küfür edildiğini düşünüyorum. Bu yazacağım şeyin çok büyük ihtimal bütçe yetersizliğinden olduğunu tahmin etsem de kimi sahnelerde kopukluklar aslında filmi sevmeyen birçok kişinin ana nedeni.

Son olarak birkaç tane de mantık ve süreklilik hatası olsa (örneğin ilişki yaşamak yasak ancak nasıl nesillerdir bu kiralık katil cemiyetinin üyesi olmuşlar, Ahmet Mümtaz Taylan’ın karakterinin bir bu konuya açıklık getirmesini beklerdim) da, şahane müzikleri (Anadolu Tat Lokantası reklam jingle’ından sonundaki Boney M- Rasputinli şahane jenerik ve final sahnelerini unutmamak gerek), kalbur üstü oyunculukları ve değişik konusu ile bu absürt komedi-suç filminin  beni tatmin ettiğini söyleyebilirim. Hiçbirşey için olmasa artık dilime pelesenk ettiğim sümükle, çişle, ossurukla güldürmeye çalışmadığı için oldukça yeni bir şey denediği için izlenmesi ve şans verilmesi gereken bir film var karşımızda.  Ancak şu da bir gerçek ki bu film insanları taraflara ayıran bir film. Zaman geçtikçe ya filmi deli gibi seven ya da deli gibi nefret eden kişiler göreceksiniz. Ben mi? Ben tabii ki normale karşı biri olarak deli gibi seven taraftayım.

 

Sevgiler,

EB

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir